Ad

Gizli Su Kullanımı: Sanal Su Nedir?

Sevgili Dostlar,

Günlük hayatta su tüketimini düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen şey, içme suyu ya da duşta, çamaşır yıkarken veya yemek yaparken kullandığımız sudur. Ancak aslında farkında olmadan çok daha fazla su tüketiyoruz. İşte burada devreye sanal su kavramı giriyor.

Sanal su nedir?

Sanal su, herhangi bir ürünün üretilmesi için kullanılan ancak gözle doğrudan göremediğimiz sudur. Yani, bir bardak çayı içerken sadece içindeki suyu değil, o çayın yetişmesi, işlenmesi ve soframıza gelmesi için harcanan suyu da tüketiyoruz. Aynı şekilde, bir hamburger yemek, bir tişört satın almak ya da bir çift ayakkabı almak bile binlerce litre suyun dolaylı olarak harcanmasına neden oluyor.

Bir hamburger kaç litre su?

Belki şaşıracaksınız ama bir hamburgerin üretimi için yaklaşık 2400 litre su harcanıyor! Evet, yanlış okumadınız. İçindeki ekmek, et, marul, domates ve diğer bileşenlerin her biri yetiştirilirken, işlenirken ve taşınırken ciddi miktarda su tüketiliyor. Bir tişört için ortalama 2700 litre, bir çift deri ayakkabı için ise 8000 litre su harcanıyor.

Neden Önemli?

Dünya genelinde su kaynakları giderek azalıyor ve su kıtlığı, gelecekte insanlığın karşılaşacağı en büyük krizlerden biri olarak görülüyor. Özellikle iklim değişikliği ve artan nüfus, su kullanımını daha kritik hale getiriyor. Türkiye gibi su stresi yaşayan ülkelerde sanal suyu doğru yönetmek, gelecekte su krizlerini önlemenin anahtarı olabilir.


Bir ülkenin sanal su dengesi, ithal ve ihraç ettiği ürünlerle doğrudan ilgilidir. Türkiye, su yoğun tarım ürünleri ihraç ettiğinde aslında kendi su kaynaklarını da ihraç etmiş oluyor. Örneğin, bir kilogram pamuk üretimi için 10 bin litre su kullanılıyor. Eğer bu pamuğu ihraç ediyorsak, suyumuzu da ihraç etmiş oluyoruz.


Bireysel Olarak Ne Yapabiliriz?

Sanal su tüketimini azaltmak için birkaç basit ama etkili adım atabiliriz:


  • Daha bilinçli tüketim: İhtiyacımız olmayan giysileri almaktan kaçınarak su tüketimini azaltabiliriz.
  • Yerel ve mevsiminde beslenmek: Mevsiminde üretilen yerel gıdalar, daha az su tüketimi gerektirir.
  • Daha az et tüketmek: Kırmızı et, sanal su tüketiminin en yüksek olduğu besinlerden biridir.
  • Geri dönüşümü desteklemek: Geri dönüştürülen malzemeler, yeni üretime göre çok daha az su harcar.

Sevgili dostlar, su tüketimi sadece elimizdeki musluğu kapatmakla sınırlı değil. Tükettiğimiz her ürünün arkasındaki gizli su tüketimini de farkında olmamız gerekiyor. Su, en kıymetli doğal kaynağımız ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için onu bilinçli kullanmak zorundayız. Unutmayalım, her tercihimiz su tüketimini doğrudan etkiliyor.


Sevgiyle kalın,

Yazar, Çizer, Kalemi Keskin

Çevre Yüksek Mühendisi Süleyman Çetin



Marmara’da Müsilaj - Deniz Salyası Planı Tamam, Fakat 1 Madde Unutuldu

 Sevgili Dostlar,

Marmara, yüzyıllardır Türkiye'nin kalbi konumunda olmuştur. Ancak ne yazık ki, bölgedeki endişe verici bir sorun da sessizce devam ediyor: Deniz salyası, deniz müsilajı ya da deniz sümüğü sorunu. Yakın zamanlarda hazırlanan 22 maddelik eylem planını özetleyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, planın hedeflerinin büyük çoğunluğunun %100 başarıyla yerine getirildiğini belirtti. Fakat tek bir eksiklik var; planın beşinci maddesi. Bu madde, Marmara çevresindeki tüm atık arıtma tesislerinin “ileri biyolojik arıtma tesisleri” haline dönüştürülmesini öngörüyordu. Ne var ki, bu dönüşüm gerçekleşmedi. Sonuç olarak, Marmara’nın 40 yıldır atık çamuruyla kirlenmesini sona erdirecek etkili bir adım atılamadı.


Atıksu arıtma tesisinde yönetici olarak çalışmış yüksek çevre mühendisi olarak, böylesine hayati bir çevre sorununun çözümünde tüm sistemin yeniden yapılandırılmasının ne denli önemli olduğunu belirtmek isterim. Atık arıtma tesislerinin modernizasyonu, sadece su kalitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda deniz ve kıyı ekosistemlerimizi koruyacak. Marmara’da yıllardır süregelen atık çamuru problemi, deniz canlıları, balıkçılık ve hatta turizm gibi sektörlerde ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sorunun temelinde ise, planın tek eksik halkası olan beşinci madde yer alıyor. Arıtma tesisi eksikliği.


Günümüze kadar birçok alanda önemli adımlar atılmış olsa da, bu kritik dönüşüm gerçekleştirilemediği için kirlilik temel mesele olarak varlığını sürdürüyor. Yerel yönetimler, çevre kurumları ve ilgili paydaşların daha etkin ve koordineli çalışması gerekiyor. Çünkü bizler, Marmara’nın temiz ve sağlıklı bir gelecek için yeniden doğuşuna şahit olmak istiyoruz. Unutmayalım ki, bu bölge sadece ekonomik açıdan değil, ekolojik ve toplumsal açıdan da Türkiye’nin geleceğini belirleyen önemli bir unsur.


Sevgili dostlar, Marmara’nın sessiz çığlığına kulak verelim. Atık arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma tesislerine dönüştürülmesi, Marmara’nın temizlenmesi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılması için elzem. Bu konuda ortak bir bilinçle, kararlı adımlar atmak hepimizin sorumluluğudur. Gelin, Marmara’ya hak ettiği değeri verelim ve kirliliğin zincirini kırarak temiz bir gelecek inşa edelim.

Süleyman Çetin
Yazar - Çizer - Gezer
Çevre Yüksek Mühendisi



8. Kıta Keşfedildi!

Sevgili dostlar,

Günlük hayatımızın içinde sıkça duyduğumuz “atık” ve “çöp” kelimeleri kulağa benziyor gelse de, aralarında önemli farklar bulunuyor. Peki, atık nedir? Atık, esasen artık kullanılmayan, işlevini yitirmiş, fakat doğru yöntemlerle geri kazanılabilen, dönüştürülebilen ya da yeniden değerlendirilebilen malzemelerdir. Örneğin; kağıt, plastik, cam ve metal gibi materyaller, atık haline geldiklerinde geri dönüşüm sürecine sokulabiliyor ve yeni ürünlere dönüştürülebiliyor.

 Atık Nedir? Atık ve Çöp Aynı Şey mi?

Öte yandan, “çöp” kelimesi genellikle evlerimizden, sokaklarımızdan gördüğümüz, atılması gereken, doğrudan imha edilmesi düşünülen, artık değerlendirilemeyecek kalıntıları ifade eder. Yani, her çöp atıktan ayrı düşünülemez; çöp, atıkların içindeki, kullanılamaz hale gelmiş kısmı anlatmak için kullandığımız bir terimdir. Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta; aslında her atık çöp değildir. Doğru yönetildiğinde, ayrıştırılan atıklar, çöp haline gelmeden önce geri dönüşüm ve yeniden kullanım imkanları sunar.


Bu ayrım, sadece dilsel bir farktan ibaret değil; aynı zamanda çevre bilinciyle yaklaşıp, kaynaklarımızı nasıl daha verimli kullanabileceğimizi gösteren önemli bir çağrıdır. Geri dönüşüm sistemlerini ve atık ayrıştırma yöntemlerini hayata geçirirsek, çöp miktarını azaltarak çevremizi koruma yolunda büyük adımlar atmış oluruz. Unutmayalım ki, atıklarımızı doğru şekilde değerlendirmek, hem doğamıza hem de geleceğimize yapacağımız en büyük yatırımdır.


8. Kıta: Okyanuslarımızdaki Sessiz Tehdit

Sevgili dostlar, maalesef atık sorunu sadece şehirlerimizde bitmiyor. Bilim insanlarının zaman zaman “8. kıta” olarak adlandırdığı devasa plastik yığını, modern tüketimin ve yetersiz atık yönetiminin okyanuslarımızdaki simgesi haline geldi. Bu 8. kıta, okyanuslarda biriken kontrolsüz plastik atıkların oluşturduğu geniş alanı ifade ediyor. Sadece çevre kirliliğine değil, deniz yaşamının ve biyolojik çeşitliliğin de ciddi tehdit altında olduğunu gösteriyor. İşte bu yüzden, atıklarımızı doğru şekilde yönetmek, geri dönüşüme kazandırmak ve bu sorunu kökten çözmek hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.


Sevgiyle kalın,

Süleyman Çetin
Yazar - Çizer - Gezer
Çevre Yüksek Mühendisi






Yenilenebilir Enerjinin Avantajları

Yenilenebilir enerji, dünyanın daha sürdürülebilir bir geleceğe geçiş arayışında olduğu günümüz toplumunda giderek daha önemli bir konu haline gelmektedir. Yenilenebilir enerji, güneş ışığı, rüzgar, yağmur ve jeotermal ısı gibi doğal kaynaklardan üretilen, doğal olarak yenilenen ve zaman içinde tükenmeyen enerjidir. İşte yenilenebilir enerjinin bazı temel avantajları:

Azaltılmış karbon emisyonları: Yenilenebilir enerjinin en önemli avantajlarından biri, iklim değişikliğinin birincil nedeni olan karbon emisyonu üretmemesidir. Rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji teknolojileri emisyon üretmez ve küresel karbon emisyonlarının büyük bir kısmından sorumlu olan fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olabilir.

Enerji güvenliği: Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygın olarak bulunması ve yerel olarak kullanılabilmesi, bu kaynakları yabancı petrol ve gaz kaynaklarına bağımlılığını azaltmak isteyen ülkeler için cazip bir seçenek haline getirmektedir. Ülkeler yenilenebilir enerji teknolojilerine yatırım yaparak enerji güvenliklerini artırabilir ve değişken enerji piyasalarına olan maruziyetlerini azaltabilirler.

İstihdam yaratma: Yenilenebilir enerji endüstrisi, birçok ülkede istihdam ve ekonomik büyüme yaratan büyüyen bir sektördür. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'na göre, yenilenebilir enerji sektörü 2019 yılında dünya çapında 11,5 milyon kişiye istihdam sağlamıştır ve sektör genişledikçe bu sayının artmaya devam etmesi beklenmektedir.

Uygun maliyetli: Yenilenebilir enerji teknolojileri giderek daha uygun maliyetli hale geliyor ve bu da onları geleneksel fosil yakıt bazlı enerji kaynaklarına karşı uygulanabilir bir alternatif haline getiriyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyeti düşmeye devam ettikçe, birçok ülke için en uygun maliyetli seçenek haline gelmesi beklenmektedir.

İyileştirilmiş sağlık: Fosil yakıt bazlı enerji kaynakları, solunum ve kardiyovasküler hastalıklar da dahil olmak üzere bir dizi sağlık sorunuyla ilişkilidir. Ülkeler yenilenebilir enerjiye geçerek zararlı kirleticilere maruz kalmayı azaltabilir ve halk sağlığını iyileştirebilir.

Sonuç olarak;

Yenilenebilir enerji, daha sürdürülebilir bir geleceğe geçiş yapmak isteyen ülkeler ve bireyler için onu cazip bir seçenek haline getiren çok sayıda avantaja sahiptir. Yenilenebilir enerji teknolojilerine yatırım yaparak karbon emisyonlarımızı azaltabilir, enerji güvenliğimizi artırabilir, istihdam yaratabilir ve halk sağlığını iyileştirebiliriz.

İklim Değişikliği Akademisi

Gezegenimizin geleceği için çok önemli konularla akademimiz 7 Aralık’ta başlıyor..

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ AKADEMİSİ

İklim değişikliği hakkında merak edilen her şey,  çok önemli konular ve değerli hocalarımızla sizlerle‼️

Bu online eğitim programı;

Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen bir eğitim programıdır.

Derslerimiz 7-9-12-14-16-19-21-23-26-28-30 Aralık  tarihlerinde saat:20:00’de yapılacaktır.

İşte eğitim planımız;

7 Aralık Çarşamba saat 20:00

- İklim Değişikliği ve Etkileri Nelerdir?

Prof. Dr. İhsan ÇİÇEK 

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi 


 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀


9 Aralık Cuma saat 20:00


 - İklim, İklim Değişikliği ve Su İlişkisi

Dr. Mesut DEMİRCAN 

Tarım ve Orman Bakanlığı, Iğdır 16. Bölge Müdürlüğü 


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

12 Aralık Pazartesi saat 20:00


- İklim Değişikliği ile Uyumlu Su Yönetimi

Doç. Dr. Gökşen ÇAPAR 

Ankara Üniversitesi, Su Yönetimi Enstitüsü 


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

14 Aralık Çarşamba saat 20:00


- Değişen İklim, Değişen Göller

Prof. Dr. Nilsun DEMİR 

Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi

 

🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀


16 Aralık Cuma saat 20:00


- İklim Değişikliği ve Sulak Alanların Geleceği

Prof. Dr. Hakan YİĞİTBAŞIOĞLU - Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

19 Aralık Pazartesi saat 20:00


- İklim Değişikliğinin Tarımda Ekonomik Etkileri

Prof. Dr. İlkay DELLAL 

Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀


 21 Aralık Çarşamba saat 20:00


- İklim Değişikliği ile Mücadelede Tarımsal Su Yönetimi

Prof. Dr. Yeşim AHİ 

Ankara Üniversitesi, Su Yönetimi Enstitüsü


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

23 Aralık Cuma saat 20:00


 - Sürdürülebilir Yeraltı Suyu Yönetimi

Doç. Dr. Şebnem ARSLAN - Ankara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

26 Aralık Pazartesi saat 20:00


- Su ve Enerji İlişkisi

Prof. Dr. Mutlu YILMAZ 

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi

 

🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀


28 Aralık Çarşamba saat 20:00


- Bir Güvenlik Tehdidi Olarak İklim Değişikliği

Dr. Öğr. Üyesi Ezgi KOVANCI 

Adıyaman Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀

 

30 Aralık Cuma saat 20:00


- İklim Değişikliği ve Halk Sağlığı

Prof. Dr. Deniz ODABAŞ 

Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi


🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀


EĞİTİM KONULARINA İLAVE EĞİTİMLER OLABİLİR, ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR


Ücretsiz-belgeli-online eğitime katılmak için ve eğitimi incelemek için iletişime geçebilirsiniz.


site linkini arkadaşlarınızla ve gruplarınızla paylaşarak daha çok kişinin eğitimlerden haberdar olmasını sağlayabilirsiniz.


Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği Yayınlandı

30 Kasım 2022 Tarih 32029 Sayıyla Resmi Gazete’de “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından: ‘ÇEVRESEL GÜRÜLTÜ KONTROL YÖNETMELİĞİ’ yayımlanmıştır”.

Amaç

MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çevresel gürültünün çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, gürültü haritaları ve gürültü eylem planlarının hazırlanması, çevresel gürültünün azaltılması için gürültü kontrol tedbirlerinin uygulanması ve çevresel gürültü yönetimi çalışmaları hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesidir.

Gürültü Yönetiminde Yeni Dönem

Şehirlerde etkin gürültü yönetimine yönelik olarak hazırlanan Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı.

Yönetmelik hazırlık sürecinde İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kurumların katkıları alındığı belirtildi.

Bu yönetmelikle alıcıda rahatsızlık temelli gürültü kontrolü yerine, tüm gürültü kaynaklarının kaynağında kontrolü hedefleniyor.


  • Daha önce 66 il için tamamlanan stratejik gürültü haritası 81 il için hazırlanacak.
  • Oluşturulacak gürültü yönetim portalında tüm gürültü kaynakları ve etkileri kayıt altına alınacak.
  • Şehirlerin gürültü kalitesi bakanlıkça sürekli olarak izlenecek.
  • Tarihi ve doğal yapılar için titreşim esasları titizlikle belirlenecek.
  • Müzik yayını yapan işyerleri için ilk kez düşük frekanslar için sınır değerleri belirlendi , çalışma saatleri yörenin özellikleri, yaz/kış dönemi ve gürültü haritası esas alınarak İl Mahalli Çevre Kurulunca kısıtlanabilecek.
  • Gürültüye neden olan açık hava faaliyetleri gece 01.00'den sonra yapılamayacak, havai fişek kullanımı için yer ve zaman bildirilerek mülki amirden izin alınacak.



COP27 Biterken.. Hangi Kararlar Konuşuldu?

100’ün üstünde lider ve 35000'in üzerinde katılımcıyla UNFCC 27. Taraflar Konferansı, bilinen adıyla COP27, 6-20 Kasım 2022 tarihleri arasında Mısır’da gerçekleştirildi.

  • Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, “İklim değişikliği bir ada ülkesini sular altında bırakacaksa veya Afrika kıtasını kuraklığın pençesinde bırakacaksa COP27 buna yanıt olmadı. Çok ödevimiz ve az zamanımız var,” dedi.

  • “Uzatmalı pek çok tartışmanın olduğu, ancak yaptırımı olan kararların alınmadığı bir konferans daha izledik,” demek yanlış olmayacak sanırım.

  • Kayıp ve hasar fonunun oluşturulması kararını bazıları pek alkışladı. Pek çoğu da COP27’nin tatmin edici olmadığını belirtti.

  • Konferansta iklimin etkilerine karşı ne yapılacağı çok konuşulurken iklim krizinin sebeplerini ortadan kaldırmak için yapılması gerekenler pek konuşulmadı.

  • Geçen yıl yapılan COP26’dan bu yana pek bir gelişme kaydedilmediği vurgulandı. Mevcut politikalarla yüzyılın sonuna kadar 2,8oC sıcaklık artışının kaçınılmaz olduğu, bunun katastrofik sonuçlarının olacağı vurgulandı. Liderlere daha fazla çaba göstermeleri gerektiği uyarısı yapıldı.
  • Rusya-Ukrayna savaşı çokça konuşuldu. Savaşın iklim krizinde yavaşlamak için değil hızlanmak için bir sebep olması gerektiği belirtildi. Ancak savaş başladığından bu yana Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika ve Avustralya’da yeni fosil yakıt üretimi yatırımlarının neden yapıldığı sorulmadı.