Ad

endüstri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
endüstri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeşil Dönüşümü ve Sürdürülebilirliği Anlamak: Karbon, Su ve Geleceğin Ekonomisi



 Sevgili dostlar,

Dünya hızla değişiyor ve artık ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal büyümeyle değil, çevresel sürdürülebilirlikle de ölçüldüğü bir döneme girdik. Karbon emisyonları, su tüketimi, yaşam döngüsü analizleri ve sürdürülebilirlik raporlamaları, şirketlerin ve ülkelerin geleceğini doğrudan etkileyen unsurlar haline geldi. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM) gibi uygulamaları, ihracatçı ülkeler için artık karbon emisyonlarını yönetmeyi zorunlu kılıyor.

Bu yazıda, karbon ayak izi, su ayak izi, yaşam döngüsü analizi, sürdürülebilirlik raporlaması ve karbon kredisi projeleri gibi kavramları detaylarıyla ele alarak, şirketler ve bireyler için ne anlama geldiğini inceleyeceğiz.


Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM)

Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM), yüksek karbon salınımı yapan ürünlere ek maliyetler getiren bir düzenlemedir. 1 Ekim 2023’te yürürlüğe giren bu sistem, demir-çelik, çimento, alüminyum, elektrik, gübre ve hidrojen gibi sektörleri kapsıyor.

Neden Önemli?
SKDM’nin amacı, Avrupa pazarına giren ürünlerin karbon salınımını azaltarak, çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmek ve yüksek emisyonlu üretim yapan ülkeleri dönüşüme zorlamaktır. Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için bu mekanizma büyük bir ekonomik dönüşüm ihtiyacını beraberinde getirmektedir.

Kimleri Etkiliyor?

  • Avrupa’ya ihracat yapan firmalar
  • Yüksek karbon salınımına sahip üretim yapan sanayi tesisleri
  • Sürdürülebilir üretim süreçlerini benimsemek zorunda olan şirketler

Ne Yapılmalı?

  • Karbon ayak izi hesaplamaları yapılmalı
  • Düşük karbonlu üretim modellerine geçilmeli
  • Enerji verimliliği artırılmalı ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalı

Karbon Ayak İzi (KAİ) Nedir?

Karbon ayak izi, bir kişi, kuruluş veya ülkenin atmosfere saldığı toplam sera gazı miktarını ifade eder. CO₂ (karbondioksit) eşdeğeri ile ölçülür ve iki temel kategoriye ayrılır:

  1. Doğrudan Emisyonlar → Fosil yakıt tüketimi, sanayi faaliyetleri, ulaşım gibi kaynaklardan doğrudan salınan karbon
  2. Dolaylı Emisyonlar → Ürünlerin üretim süreçleri, elektrik tüketimi, satın alınan hizmetler gibi dolaylı kaynaklardan gelen karbon

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

  • Enerji verimliliği artırılmalı, yenilenebilir enerjiye geçilmeli
  • Ulaşımda elektrikli araçlar tercih edilmeli, toplu taşıma yaygınlaştırılmalı
  • Endüstride düşük karbonlu teknolojiler teşvik edilmeli
  • Ormanlık alanlar artırılmalı, karbon yutak alanları korunmalı

SKDM ile karbon ayak izinin önemi daha da arttı. Çünkü yüksek karbon salınımı yapan ürünler, uluslararası ticarette ek vergilere tabi tutuluyor.


Su Ayak İzi (SAİ) Nedir?

Tıpkı karbon ayak izi gibi, su ayak izi de bir bireyin, şirketin veya ülkenin tükettiği toplam su miktarını ölçer. Üç ana bileşeni vardır:

  1. Mavi Su Ayak İzi → Tatlı su kaynaklarından (nehirler, göller) doğrudan çekilen su
  2. Yeşil Su Ayak İzi → Tarımda yağmur suyu kullanımı
  3. Gri Su Ayak İzi → Kullanılan suyun kirlenmesi sonucu geri dönüşümü zor hale gelen miktar

Neden Önemli?

  • Küresel su kaynakları giderek azalıyor. Türkiye, su stresi yaşayan ülkelerden biri.
  • Tarımda kullanılan suyun %50’den fazlası yanlış sulama nedeniyle israf ediliyor.
  • Sanayi sektöründe su kullanımı giderek artıyor.

Nasıl Azaltılır?

  • Su tasarrufu sağlayan üretim teknikleri benimsenmeli
  • Tarımda damla sulama ve ileri sulama sistemleri kullanılmalı
  • Sanayi tesislerinde suyun geri dönüşümü sağlanmalı

Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) Nedir?

Bir ürünün veya hizmetin üretimden tüketime kadar olan çevresel etkilerini analiz eden bir yöntemdir. LCA, ürünlerin karbon ayak izini, su ayak izini ve çevresel etkilerini ölçerek sürdürülebilir üretim süreçleri geliştirilmesine yardımcı olur.

Aşamaları:

  1. Hammadde çıkarımı → Üretimde kullanılan malzemelerin çevresel etkisi
  2. Üretim süreci → Fabrikalarda enerji tüketimi ve atık miktarı
  3. Dağıtım ve lojistik → Nakliye ve depolama süreçleri
  4. Tüketim ve kullanım → Ürünün kullanıldığı süre boyunca oluşturduğu atık ve enerji tüketimi
  5. Atık yönetimi → Geri dönüşüm veya bertaraf edilme süreci

Neden Önemli?

  • Şirketler, çevre dostu ürünler üretmek için LCA analizlerine ihtiyaç duyuyor.
  • AB ve SKDM gibi düzenlemeler, şirketlerden LCA verileri talep ediyor.
  • Tüketiciler, çevresel etkisi düşük ürünleri tercih etmeye başladı.

Sürdürülebilirlik Raporlaması ve GRI (TSRS)

Sürdürülebilirlik raporlaması, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performanslarını şeffaf bir şekilde paylaşmalarını sağlayan bir sistemdir. Küresel Raporlama Girişimi (GRI - Global Reporting Initiative), sürdürülebilirlik raporlaması için en yaygın kullanılan standartlardan biridir.

Neden Önemli?

  • Yatırımcılar ve tüketiciler, çevresel etkilerini azaltan şirketlere daha fazla yöneliyor.
  • Avrupa Birliği ve SKDM gibi düzenlemeler, şirketlerden sürdürülebilirlik verilerini talep ediyor.
  • Yeşil finansman imkanlarından yararlanmak için şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını açıklaması gerekiyor.

Karbon Kredisi Proje Geliştirme

Karbon kredisi, bir şirketin veya ülkenin belirli bir miktarda sera gazı emisyonunu dengelemesine olanak tanıyan bir finansal mekanizmadır.

Nasıl Çalışır?

  • Bir şirket karbon azaltıcı projelere yatırım yaparak karbon kredisi elde eder.
  • Bu krediler, uluslararası karbon piyasalarında satılabilir.
  • Orman koruma, yenilenebilir enerji projeleri, enerji verimliliği projeleri bu kapsama girer.

Neden Önemli?

  • Şirketler karbon nötr hale gelmek için karbon kredisi projelerine yöneliyor.
  • Yeşil yatırımlar için yeni finansman olanakları doğuyor.

Sonuç Olarak,

Yeşil dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk. SKDM, karbon ve su ayak izi, sürdürülebilirlik raporlaması gibi kavramlar, hem şirketler hem de bireyler için çevresel sorumlulukları yeniden tanımlıyor. İş dünyasında rekabet edebilmek ve geleceğe hazır olmak için bu kavramları anlamak ve uygulamak zorundayız.

Sevgiyle kalın,

Süleyman ÇETİN
Çevre Yüksek Mühendisi ve Proje Uzmanı

Türkiye İklim Değişikliği Stratejisi COP27'de Konuşulacak

T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı Başkanı Orhan Solak’ın açılışıyla birçok konuşmacı Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda yaşadıkları deneyim, zorluk ve fırsatlar paylaşılacak. Katılımcılara Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi’nin hazırlık aşamalarını aktarılacak.

Türkiye’nin 2016 yılında imzaladığı ve 7 Ekim 2021’de onayladığı Paris Anlaşması çerçevesinde ülkemiz 2030 yılına kadar % 21’e varan sera gazı emisyonunu azaltmayı hedefliyor. Türkiye’nin hedeflediği 2050 Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi ve Eylem Planı Bileşeni kapsamında, düşük karbonlu kalkınma ve iklime dirençli ekonomiye geçiş büyük önem taşıyor. Bu süreçte Türkiye’nin 15 Kasım’da açıklayacağı NDC yani Ulusal Katkı Beyanı sektörlere ayrıntılı bir vizyon oluşturacak ve endüstri için önemli bilgiler sağlayacak.


Açılış Konuşması: Orhan Solak, İklim Değişikliği Başkanlığı Başkanı 

Moderatör: Nuri Özbağdatlı, UNDP Portfolyo Koordinatörü 

Konuşmacılar:

Tuğba Dinçbaş, İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Louisa Vinton, UNDP

Harry Boyd-Carpenter, EBRD Burcu Meltem Arık

Zeren Erik Yaşar, AFD Nurşen Numanoğlu, TÜSİAD



SECAP Rehberine Göre Enerji ve İklim Eylem Planı Hazırlama

SECAP NEDİR? derseniz (Sustainable Energy And Climate Action Plan): 2015 yılında Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan "İklim ve Enerji için Belediye Başkanları Sözleşmesi" (Covenant of Mayors - CoM) çerçevesinde imzacı belediyelerin hazırlamayı taahhüt ettikleri sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği ile ilgili eylemleri içeren dokümandır. 

Daha detaylı SECAP bilgisi için aşağıdaki yazımızı da okuyabilirsiniz;

https://www.iklimokulu.com/2022/08/secap-nedir.html

Dünya genelinde insanların %80'i şehirlerde sadece %20'si kırsal bölgelerde yaşıyor ve bu nedenle enerjinin de %80'i şehirlerde tüketiliyor. Diğer taraftan iklim değişikliğinin etkilerinin şiddetlenmesi ile birlikte şehirlerde yaşayan insanlar için iklim değişikliği etkilerinden  olumsuz olarak etkilenme oranları artıyor.

En son Avrupa'da yaşanan sıcak hava dalgalarının, buna bağlı büyük çaplı orman yangınlarının, bölgesel şiddetli kuraklıkların ve Türkiye'de Batı Karadeniz'de yaşanan sellerin de işaret ettiği gibi, belediyelerin iklim adaptasyon (Climate Adaptation) kapsamında tedbirleri hızlı bir şekilde hayata geçirerek şehirlerin dayanıklılığını artırması gerekiyor.

SECAP sayesinde, sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği ile ilgili ulusal seviyede geliştirilen planların, yerelde etkin ve diğer kurumlarla işbirliği içerisinde koordineli bir şekilde uygulanması hedefleniyor.

Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan "SECAP Rehberi"ne erişmek için şu linke göz atabilirsiniz: https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC112986

Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) HAZIRLAMA REHBERİ Nedir?

İklim ve Enerji için Belediye Başkanları Sözleşmesi, yerel iklim ve enerji çalışmaları için iddialı bir girişimdir. Hazırlanacak bu plan, imza sahiplerine SECAP'larını geliştirmeleri için bir dizi metodolojik ilke, prosedür ve iyi uygulama örnekleri sağlamaktadır. 

SECAP Hazırlama Rehberi 3 bölümden oluşmaktadır;

Rehberde;
BÖLÜM 1 - 2030 yılına kadar düşük karbonlu ve iklime dayanıklı şehirlere doğru adım adım SECAP süreci,
BÖLÜM 2 - Temel Emisyon Envanteri (BEI) ve Risk ve Güvenlik Açığı (RVA) Değerlendirmesi,
BÖLÜM 3 - İklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum için politikalar, temel eylemler, iyi uygulamalar ve SECAP'ların Finansmanı yer almaktadır.


Mavi Ekonomi ve Mavi Büyüme Nedir ve Hangi Sektörleri İlgilendirir?

• Mavi ekonomi kavramı yeşil büyüme kavramından daha yeni duyulmaya başlayan bir kavram olduğundan farklı farklı tanımlamalar yapılmıştır. 

• Dünya Bankası'na göre mavi ekonomi, "okyanus ekosisteminin sağlığını korurken ekonomik büyüme olup sulara bağlı geçim kaynakları ve gelişmiş endüstriler için okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımıdır." 

• Avrupa Komisyonu da bunu "Okyanuslar, denizler ve kıyılarla ilgili tüm ekonomik faaliyetler" olarak daha geniş çerçevede tanımlamaktadır.

• Milletler Topluluğu ise "okyanusumuzun veya 'mavi' kaynaklarımızın daha iyi yönetilmesini teşvik eden yeni ortaya çıkan bir kavram" olarak değerlendiriyor. 

• İklim Okulu Uzmanları "mavi ekonomi tanımına, karbon depolama, kıyıların korunması, kültürel değerler ve biyolojik çeşitlilik gibi pazarlanamayan ekonomik faydaları da içerdiğini" ekliyor. 

• Mavi Ekonomi Merkezi de "artık dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir terimdir ancak birbiriyle ilişkili farklı üç anlamı vardır - okyanusların ekonomilere genel katkısı, okyanusların çevresel ve ekolojik sürdürülebilirliğini ele alma ihtiyacı ve okyanus ekonomisini hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz." şeklinde söylüyor.

• Birleşmiş Milletler (UN) son zamanlarda Mavi Ekonomiyi "okyanus kaynaklarının kullanımının sürdürülebilir olup olmadığını belirleyen bir dizi ekonomik sektör ve ilgili politikaları içeren bir ekonomi" olarak tanımladı. Yani sürdürülebilir balıkçılıktan ekosistem sağlığına ve kirliliği önlemeye kadar uzanan sürdürülebilirlik. Yine mavi ekonomi, okyanus kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin, çeşitli ortaklıklar aracılığıyla sınırlar ve sektörler arasında ve şimdiye kadar görülmemiş bir ölçekte işbirliği gerektireceğini fark etmemize zorluyor. Bu durum, özellikle önemli sınırlamalarla karşılaşan Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri ( kısa adı SIDS) ve En Az Gelişmiş Ülkeler ( kısa adı LDC) için zor bir görev oluyor. 

Ayrıca BM, Mavi Ekonominin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından 14 "Sudaki Yaşam" amacına ulaşmada yardımcı olacağını belirtiyor.

• Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Sürdürülebilir MAVİ EKONOMİ İlkeleri Raporu'na bu terime verilen anlamla başlıyor: "Bazıları için mavi ekonomi, denizin ve su kaynaklarının sürdürülebilir ekonomik kalkınmada sürdürülebilir olsun ya da olmasın, denizcilik sektöründeki herhangi bir ekonomik faaliyet için kullanılması anlamına gelir."

WWF'nin raporunda ortaya koyduğu gibi, mavi ekonomi kavramının bir kavram ve politika oluşturma ve yatırım hedefi olarak üst düzeyde benimsenmesine rağmen, hala yaygın olarak kabul gören bir tanımı yoktur. 

En basit haliyle;

Mavi ekonomi, enerji, denizcilik, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, madencilik ve turizm gibi okyanus ve kıyı kaynaklarının ekonomik kullanım aralığını ifade eder. Ayrıca karbon depolama, kıyıların korunması, kültürel değerler ve biyolojik çeşitlilik gibi pazarlanamayan ekonomik faydaları da içerir.

Mavi ekonomiye bağlı Mavi Büyüme potansiyelini sınırlayan üç  büyük sorun vardır;

  • Okyanus, deniz gibi su kaynaklarını hızla bozan mevcut endüstriyel eğilimler,
  • Yenilikçi mavi ekonomi sektörlerinde istihdam ve kalkınma için insan sermayesine yatırım eksikliği,
  • Deniz kaynakları ve okyanusların ekosistemin devamı için yetersiz bakımı.

Mavi Ekonomi ile Mavi Büyüme'nin Gelecekteki Potansiyeli

Mavi büyüme, balıkçılık, turizm ve deniz taşımacılığı gibi geleneksel okyanus faaliyetlerinin yanı sıra, sularda yenilenebilir enerji, su ürünleri yetiştiriciliği, deniz dibi çıkarma faaliyetleri, deniz biyoteknolojisi ve biyolojik arama dahil olmak üzere gelişmekte olan endüstrileri gerektirmektedir. Mavi ekonomi, piyasa tarafından ele geçirilmeyen ancak ekonomik ve insan faaliyetlerine önemli katkı sağlayan okyanus ekosistem hizmetlerini de benimsemeye çalışır. Bunlar karbon tutma, kıyı koruma, atık bertarafı ve biyolojik çeşitliliğin varlığını koruma alanlarıdır.  

2015 yılı WWF brifinginde, önemli okyanus varlıklarının değerinin 24 trilyon ABD dolarının üzerine çıktığı belirtiliyor. Balıkçılık artık aşırı kullanılıyor, ancak su ürünleri yetiştiriciliği ve açık deniz rüzgar enerjisi için hala çok yer var. Su ürünleri yetiştiriciliği, balığın yüzde 58'ini küresel pazarlara sağlayan en hızlı büyüyen gıda sektörüdür. Sadece Avrupa Birliği'nde mavi ekonomi ile 2014'te 3.362.510 kişi istihdam edildi. Bu nedenlerle potansiyeli yüksek olup su ürünleri yetiştiriciliği, özellikle en yoksul ülkelerin gıda güvenliği için hayati önem taşımaktadır. 

Mavi Büyüme'de İlgili Sektörler

  • Su ürünleri yetiştiriciliği (balık çiftlikleri, aynı zamanda alg yetiştiriciliği )
  • Deniz biyoteknolojisi
  • biyolojik araştırma
  • Balık tutma
  • tuzdan arındırma
  • Deniz taşımacılığı
  • Kıyı, okyanus ve deniz turizmi (Mavi Turizm) 
  • Mineral Kaynakları
  • Açık denizde petrol ve gaz endüstrisi
  • Deniz üstü rüzgar enerjisi (ayrıca gelgit ve dalga enejileri )
  • Gemi İnşası ve Gemi Onarımı 
  • karbon tutma
  • kıyı koruma
  • Atık bertarafı
  • Biyoçeşitliliğin varlığı
  • okyanus gelişimi

Mavi Ekonomi ve Mavi Büyüme