Ad

atık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İklim Okulu’nun Kurucusu Süleyman Çetin: "Geleceği Bilgiyle, Cesaretle İnşa Etmeliyiz"




İKLİM AJANSI DERGİSİ SÖYLEŞİSİ

Konuk: Süleyman ÇETİN – Çevre Yüksek Mühendisi ve Proje Uzmanı, İklim Okulu Kurucusu
Röportaj: Fatma Yılmaz


Fatma Yılmaz:
Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım Süleyman Bey. Hem sizi hem de İklim Okulu’nu tanımak isteriz.

Süleyman Çetin:
Elbette memnuniyetle. Ben Süleyman Çetin, Çevre Yüksek Mühendisiyim ve aynı zamanda proje uzmanıyım. Uzun yıllardır çevre yönetimi, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konularında hem teknik hem sosyal projeler geliştiriyorum. Bilimin toplumsal faydayla buluştuğu yerde olmayı önemsiyorum.

Bu anlayışla kurduğumuz İklim Okulu, iklim değişikliğiyle mücadeleyi merkezine alan yeşil bir tekno-sosyal girişim modelidir. Amacımız, bireylerin ve kurumların iklim krizine karşı bilgiyle, farkındalıkla ve çözüm odaklı düşünceyle donanmasını sağlamak.
Eğitimler, atölyeler, karbon ayak izi ölçümleri, doğa temelli etkinlikler ve farkındalık kampanyaları yürütüyoruz. Ayrıca Bilge Nesil Enstitüsü ve Yeşil Orman Okulu gibi kıymetli kurumların uzman desteğiyle daha da güçleniyoruz.

İklim Okulu, sadece farkındalık oluşturan bir platform değil; aynı zamanda eğiten, dönüştüren ve proje üreten bir yapıdır.


Fatma Yılmaz:
İklim Okulu’nu çok etkileyici anlattınız. Biraz daha detaylandırmak gerekirse, bu girişimin sunduğu hizmetler ve potansiyel iş birliklerinden de bahseder misiniz?

Süleyman Çetin:
Elbette. İklim Okulu’nu çok yönlü bir ekosistem olarak kurguladık. Yalnızca bireylerle değil; belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle de iş birliği yaparak sürdürülebilirlik alanında projeler geliştiriyoruz.

Öne çıkan çalışma alanlarımızdan bazıları şunlar:
Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Farkındalık Eğitimleri
SECAP (Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı) hazırlama ve danışmanlığı
Sıfır Atık ekibi kurulumu ve kurum içi eğitimleri
Karbon ayak izi ölçümü ve azaltım planları
Yenilenebilir enerji projeleri için stratejik iş birlikleri ve danışmanlık

Ayrıca şu anda kurulum sürecinde olduğumuz çok heyecan verici bir projemiz var: İklim Kütüphanesi. Bu kütüphane, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanında dijital ve basılı kaynakların derlendiği, öğrencilere, eğitimcilere, yerel yöneticilere ve araştırmacılara açık bir bilgi merkezi olacak.

Kısacası, İklim Okulu bir projeden çok daha fazlası: geleceği birlikte inşa etmeyi hedefleyen katılımcı bir dönüşüm hareketi.


Fatma Yılmaz:
İklim değişikliğine uyum süreci oldukça tartışılan bir konu. Bu süreci bize biraz aktarır mısınız? Genç bir girişimci olarak neler tavsiye edersiniz?

Süleyman Çetin:
İklim değişikliğine uyum süreci, değişen doğa koşullarına dirençli hale gelmemizi sağlayan bir dönüşüm sürecidir. Sadece doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak değil; tarım, enerji, ulaşım, şehircilik gibi tüm alanlarda yeni bir anlayışı benimsemek anlamına gelir.

Bu noktada kavramlar çok önemli: iklim adaleti, dirençlilik, sürdürülebilir kalkınma, toplumsal farkındalık... Bilimsel projeksiyonlar önümüzdeki yıllarda ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceğimizi gösteriyor. Ama bu bizi korkutmamalı.
Ben genç girişimcilere hep şunu söylüyorum: Doğayla barışık işler kurun. Teknoloji üretin ama bunu toplumsal faydayla bütünleştirin. Bir ağacı yaşatmak, bir su kaynağını korumak veya bir mahalleyi bilinçlendirmek bazen milyon dolarlık projelerden daha değerlidir. Küçük ama etkili adımlarla başlayın; farkı siz yaratın.


Fatma Yılmaz:
Çevre Yüksek Mühendisi ve aynı zamanda bir platformun kurucusu olarak neler yapıyorsunuz? Mesleğinizin öneminden de biraz bahseder misiniz?

Süleyman Çetin:
Çevre mühendisliği, insan ile doğa arasındaki hassas dengeyi kuran çok özel ve çok değerli bir meslektir. Biz sadece atık su arıtma projeleri yapan teknik uzmanlar değiliz; aynı zamanda toplumsal bilinç ve dönüşümün taşıyıcılarıyız.

İklim Okulu üzerinden yürüttüğümüz çalışmalarla, bu mesleğin sahadaki ve toplumsal hayattaki etkisini büyütüyoruz. Kurumlara sürdürülebilirlik rehberliği sunuyor, gençlerle ve çocuklarla çevre eğitimleri yapıyor, şehir planlamalarına çevre boyutu kazandırıyoruz.
Ben çevre mühendisliğini sadece bir meslek değil, hayatın ta kendisi olarak görüyorum. Çünkü doğa varsa yaşam vardır. Bizim işimiz, o yaşamın sağlıklı devam etmesini sağlamak.


Fatma Yılmaz:
İlkbahar geldi. Bu mevsimde yeni mezun çevre mühendislerine özel önerileriniz olur mu?

Süleyman Çetin:
İlkbahar doğanın yeniden doğduğu, umutların yeşerdiği bir mevsim. Yeni mezun çevre mühendisleri için de taze başlangıçlar demektir.
Ben özellikle toprağa dokunmalarını, doğayla birebir temas kurmalarını öneririm. Çünkü bu meslek sadece formüllerden ve yönetmeliklerden ibaret değildir; doğayı gerçekten tanımak, hissetmek gerekir.

Toprak sabırlıdır, dönüşür. Tıpkı çömlek gibi... Yoğruldukça şekil alır. Siz de mesleki yolculuğunuzda zamanla kendi şeklinizi bulacaksınız. O yüzden sabırlı olun ama üretmekten, katkı sunmaktan asla vazgeçmeyin.
Ayrıca çevre sağlığı, insan sağlığının temelidir. Bu anlayışla hareket ettiğinizde yaptığınız her iş çok daha anlamlı hale gelecektir.


Fatma Yılmaz:
Süleyman Bey bu değerli katkılarınız için çok teşekkür ederiz. Söyleşiyi bitirirken son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Süleyman Çetin:
Ben teşekkür ederim bu güzel davetiniz için. İklim değişikliği gibi büyük ve ortak bir meselede konuşmak, düşünmek, birlikte çözüm üretmek gerçekten çok kıymetli.

Son olarak şunu söylemek isterim:
Doğayı korumak bir tercih değil, bir sorumluluktur. Ve bu sorumluluğu hep birlikte taşıyabiliriz. Bilgiyle, şefkatle ve cesaretle yürüdüğümüz sürece umudumuz her zaman var olacaktır.

Yeşil Yakalılar: Geleceğin En Çok Kazandıran Meslekleri

Sevgili dostlar,

Son yıllarda iş dünyasında büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Artık sadece ofis çalışanları ve sahada görev yapan işçiler değil, gezegenin geleceğini doğrudan şekillendiren bir meslek grubu var: Yeşil Yaka Çalışanları. Çevre odaklı işler, yalnızca bir kariyer seçimi olmaktan çıkıp, iklim değişikliğiyle mücadelede, enerji dönüşümünde ve sürdürülebilir yaşamı teşvik etmede kilit roller üstlenmeye başladı. Üstelik bu meslekler artık yalnızca çevrecilerin değil, teknoloji uzmanlarının, mühendislerin, finansçılarının ve girişimcilerin de yer aldığı büyük bir ekosisteme dönüştü.

Peki, yeşil yaka meslekler tam olarak neler yapıyor? İş dünyasına nasıl bir fark katıyorlar? Şimdi bu soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Rüzgâr Türbini Uzmanı Ne İş Yapar?
Rüzgâr enerjisi sektöründe çalışan bu uzmanlar, rüzgâr türbinlerinin kurulumunu, bakımını ve onarımını gerçekleştirir. Rüzgâr çiftliklerinin verimli çalışmasını sağlamak için mekanik, elektrik ve yazılım sistemlerini takip ederler. Ayrıca, türbin performans analizleri, enerji üretim tahminleri ve saha güvenliği yönetimi gibi süreçleri de yürütürler.

Güneş Enerjisi Mühendisi Ne İş Yapar?
Güneş enerjisi mühendisleri, güneş panelleri ve fotovoltaik sistemlerin tasarımını, kurulumunu ve bakımını üstlenir. Çatı ve arazi tipi güneş santrallerinin verimli çalışmasını sağlamak için elektrik, mekanik ve yazılım çözümleri geliştirirler. Ayrıca, güneş enerjisi santrallerinin şebekeye entegrasyonu, enerji depolama sistemleriyle uyumu ve verimlilik analizleri gibi süreçlerde de aktif rol oynarlar.

Elektrikli Araç Bakım Teknisyeni Ne İş Yapar?
Elektrikli ve hibrit araçların bakım ve onarımını yapan uzmanlardır. Batarya yönetim sistemleri, şarj altyapıları ve elektrik motorları üzerine çalışarak, araçların uzun ömürlü ve verimli şekilde kullanılmasını sağlarlar. Ayrıca, elektrikli araçlarda yazılım güncellemeleri ve güvenlik kontrolleri gibi teknik işlemleri de yürütürler.

Karbon Ayak İzi Danışmanı Ne İş Yapar?
Şirketler, kamu kurumları veya bireyler için karbon emisyonlarını hesaplar, analiz eder ve azaltma stratejileri geliştirirler. Yeşil ekonomi kapsamında karbon denkleştirme projeleri, sürdürülebilir enerji kullanım planları ve emisyon azaltım programları oluşturarak, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynarlar.

Sürdürülebilir Tarım Uzmanı Ne İş Yapar?
Sürdürülebilir tarım uzmanları, toprak sağlığı, su yönetimi, organik tarım ve biyolojik çeşitliliğin korunması konularında çalışır. Tarımsal üretimi ekosistemle uyumlu hale getirmek için doğal gübreler, zararlı böceklerle biyolojik mücadele ve su tasarrufu teknikleri geliştirirler.

Atık Yönetimi Mühendisi Ne İş Yapar?
Sanayi tesisleri, şehir yönetimleri ve özel şirketler için atık oluşumunu minimize eden sistemler tasarlar. Geri dönüşüm, kompostlama, enerji geri kazanımı gibi yöntemlerle atıkların ekonomiye kazandırılmasını sağlarlar. Ayrıca, tehlikeli atık yönetimi ve sıfır atık politikalarının uygulanmasını denetlerler.

Bu meslekleri incelediğimizde, yeşil yakalıların sadece çevreyi korumakla kalmayıp aynı zamanda ekonomik fırsatlar oluşturduğunu da görüyoruz. Artık yeşil işler, yalnızca bir çevreci hareketin parçası değil; teknolojiyle, finans dünyasıyla, sanayiyle iç içe geçmiş büyük bir sistemin anahtarı haline geldi.

Su ve Atıksu Yönetimi Uzmanı Ne İş Yapar?
Su kaynaklarının korunması ve etkin kullanımı için su arıtma, su tasarrufu ve su kalitesi yönetimi alanlarında çalışır. İçme suyu ve atıksu arıtma tesislerinde görev alarak, suyun sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla teknik çözümler üretirler.

Çevre Politikaları Danışmanı Ne İş Yapar?
Hükümetler, belediyeler, özel şirketler ve STK’lar için çevre mevzuatı, sürdürülebilirlik politikaları ve yeşil dönüşüm stratejileri geliştirir. Çevre dostu yatırımları teşvik eden düzenlemeler üzerinde çalışarak iklim politikalarının belirlenmesine katkı sağlarlar.

Yeşil Hidrojen Uzmanı Ne İş Yapar?
Yeşil hidrojen, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen temiz hidrojendir. Bu uzmanlar, hidrojen üretim teknolojileri, depolama ve taşımacılık süreçlerini optimize ederek temiz enerji dönüşümüne katkı sağlarlar.

Sonuç olarak, yeşil yaka mesleklerin popülerleşmesi sadece çevresel farkındalıkla ilgili değil. Bu meslekler aynı zamanda yeni ekonomik düzenin ve sanayi dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Sürdürülebilir enerji, döngüsel ekonomi, karbon yönetimi gibi konular artık yalnızca birer ideal değil, rekabet avantajı sağlayan kritik sektörler haline geldi.

Bugün gelişmiş ülkeler yeşil dönüşüm için milyarlarca dolarlık yatırımlar yaparken, biz de Türkiye’de bu meslek gruplarına gereken önemi vermek zorundayız. Üniversiteler, meslek liseleri ve özel eğitim kurumları bu alanlarda daha fazla uzman yetiştirmeli; gençler yeşil yakalı kariyer fırsatlarını keşfetmeli.

Çünkü gelecekte, sadece çevreyi koruyan değil, aynı zamanda ekonomik olarak güçlü olanlar kazanacak.

Sevgilerle,
Süleyman Çetin  (Yeşil Yakalı) 

Çevre Yüksek Mühendisi ve Proje Uzmanı 



Yeşil Dönüşümü ve Sürdürülebilirliği Anlamak: Karbon, Su ve Geleceğin Ekonomisi



 Sevgili dostlar,

Dünya hızla değişiyor ve artık ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal büyümeyle değil, çevresel sürdürülebilirlikle de ölçüldüğü bir döneme girdik. Karbon emisyonları, su tüketimi, yaşam döngüsü analizleri ve sürdürülebilirlik raporlamaları, şirketlerin ve ülkelerin geleceğini doğrudan etkileyen unsurlar haline geldi. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM) gibi uygulamaları, ihracatçı ülkeler için artık karbon emisyonlarını yönetmeyi zorunlu kılıyor.

Bu yazıda, karbon ayak izi, su ayak izi, yaşam döngüsü analizi, sürdürülebilirlik raporlaması ve karbon kredisi projeleri gibi kavramları detaylarıyla ele alarak, şirketler ve bireyler için ne anlama geldiğini inceleyeceğiz.


Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM)

Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM – CBAM), yüksek karbon salınımı yapan ürünlere ek maliyetler getiren bir düzenlemedir. 1 Ekim 2023’te yürürlüğe giren bu sistem, demir-çelik, çimento, alüminyum, elektrik, gübre ve hidrojen gibi sektörleri kapsıyor.

Neden Önemli?
SKDM’nin amacı, Avrupa pazarına giren ürünlerin karbon salınımını azaltarak, çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmek ve yüksek emisyonlu üretim yapan ülkeleri dönüşüme zorlamaktır. Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için bu mekanizma büyük bir ekonomik dönüşüm ihtiyacını beraberinde getirmektedir.

Kimleri Etkiliyor?

  • Avrupa’ya ihracat yapan firmalar
  • Yüksek karbon salınımına sahip üretim yapan sanayi tesisleri
  • Sürdürülebilir üretim süreçlerini benimsemek zorunda olan şirketler

Ne Yapılmalı?

  • Karbon ayak izi hesaplamaları yapılmalı
  • Düşük karbonlu üretim modellerine geçilmeli
  • Enerji verimliliği artırılmalı ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalı

Karbon Ayak İzi (KAİ) Nedir?

Karbon ayak izi, bir kişi, kuruluş veya ülkenin atmosfere saldığı toplam sera gazı miktarını ifade eder. CO₂ (karbondioksit) eşdeğeri ile ölçülür ve iki temel kategoriye ayrılır:

  1. Doğrudan Emisyonlar → Fosil yakıt tüketimi, sanayi faaliyetleri, ulaşım gibi kaynaklardan doğrudan salınan karbon
  2. Dolaylı Emisyonlar → Ürünlerin üretim süreçleri, elektrik tüketimi, satın alınan hizmetler gibi dolaylı kaynaklardan gelen karbon

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

  • Enerji verimliliği artırılmalı, yenilenebilir enerjiye geçilmeli
  • Ulaşımda elektrikli araçlar tercih edilmeli, toplu taşıma yaygınlaştırılmalı
  • Endüstride düşük karbonlu teknolojiler teşvik edilmeli
  • Ormanlık alanlar artırılmalı, karbon yutak alanları korunmalı

SKDM ile karbon ayak izinin önemi daha da arttı. Çünkü yüksek karbon salınımı yapan ürünler, uluslararası ticarette ek vergilere tabi tutuluyor.


Su Ayak İzi (SAİ) Nedir?

Tıpkı karbon ayak izi gibi, su ayak izi de bir bireyin, şirketin veya ülkenin tükettiği toplam su miktarını ölçer. Üç ana bileşeni vardır:

  1. Mavi Su Ayak İzi → Tatlı su kaynaklarından (nehirler, göller) doğrudan çekilen su
  2. Yeşil Su Ayak İzi → Tarımda yağmur suyu kullanımı
  3. Gri Su Ayak İzi → Kullanılan suyun kirlenmesi sonucu geri dönüşümü zor hale gelen miktar

Neden Önemli?

  • Küresel su kaynakları giderek azalıyor. Türkiye, su stresi yaşayan ülkelerden biri.
  • Tarımda kullanılan suyun %50’den fazlası yanlış sulama nedeniyle israf ediliyor.
  • Sanayi sektöründe su kullanımı giderek artıyor.

Nasıl Azaltılır?

  • Su tasarrufu sağlayan üretim teknikleri benimsenmeli
  • Tarımda damla sulama ve ileri sulama sistemleri kullanılmalı
  • Sanayi tesislerinde suyun geri dönüşümü sağlanmalı

Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) Nedir?

Bir ürünün veya hizmetin üretimden tüketime kadar olan çevresel etkilerini analiz eden bir yöntemdir. LCA, ürünlerin karbon ayak izini, su ayak izini ve çevresel etkilerini ölçerek sürdürülebilir üretim süreçleri geliştirilmesine yardımcı olur.

Aşamaları:

  1. Hammadde çıkarımı → Üretimde kullanılan malzemelerin çevresel etkisi
  2. Üretim süreci → Fabrikalarda enerji tüketimi ve atık miktarı
  3. Dağıtım ve lojistik → Nakliye ve depolama süreçleri
  4. Tüketim ve kullanım → Ürünün kullanıldığı süre boyunca oluşturduğu atık ve enerji tüketimi
  5. Atık yönetimi → Geri dönüşüm veya bertaraf edilme süreci

Neden Önemli?

  • Şirketler, çevre dostu ürünler üretmek için LCA analizlerine ihtiyaç duyuyor.
  • AB ve SKDM gibi düzenlemeler, şirketlerden LCA verileri talep ediyor.
  • Tüketiciler, çevresel etkisi düşük ürünleri tercih etmeye başladı.

Sürdürülebilirlik Raporlaması ve GRI (TSRS)

Sürdürülebilirlik raporlaması, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performanslarını şeffaf bir şekilde paylaşmalarını sağlayan bir sistemdir. Küresel Raporlama Girişimi (GRI - Global Reporting Initiative), sürdürülebilirlik raporlaması için en yaygın kullanılan standartlardan biridir.

Neden Önemli?

  • Yatırımcılar ve tüketiciler, çevresel etkilerini azaltan şirketlere daha fazla yöneliyor.
  • Avrupa Birliği ve SKDM gibi düzenlemeler, şirketlerden sürdürülebilirlik verilerini talep ediyor.
  • Yeşil finansman imkanlarından yararlanmak için şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını açıklaması gerekiyor.

Karbon Kredisi Proje Geliştirme

Karbon kredisi, bir şirketin veya ülkenin belirli bir miktarda sera gazı emisyonunu dengelemesine olanak tanıyan bir finansal mekanizmadır.

Nasıl Çalışır?

  • Bir şirket karbon azaltıcı projelere yatırım yaparak karbon kredisi elde eder.
  • Bu krediler, uluslararası karbon piyasalarında satılabilir.
  • Orman koruma, yenilenebilir enerji projeleri, enerji verimliliği projeleri bu kapsama girer.

Neden Önemli?

  • Şirketler karbon nötr hale gelmek için karbon kredisi projelerine yöneliyor.
  • Yeşil yatırımlar için yeni finansman olanakları doğuyor.

Sonuç Olarak,

Yeşil dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk. SKDM, karbon ve su ayak izi, sürdürülebilirlik raporlaması gibi kavramlar, hem şirketler hem de bireyler için çevresel sorumlulukları yeniden tanımlıyor. İş dünyasında rekabet edebilmek ve geleceğe hazır olmak için bu kavramları anlamak ve uygulamak zorundayız.

Sevgiyle kalın,

Süleyman ÇETİN
Çevre Yüksek Mühendisi ve Proje Uzmanı

Türkiye’nin Yeni İstihdam Gücü: Yeşil Yaka Meslekleri

Yeşil Yaka: Yeni Nesil İstihdamın Yükselen Gücü

Sevgili Dostlar,

Uzun yıllardır iş dünyasında beyaz yaka ve mavi yaka kavramları üzerinden kariyer yolları şekillendi. Ancak artık bu geleneksel ayrımın yanına yeşil yaka ekleniyor ve iş dünyasının en gözde çalışanları arasına girmeyi başarıyor. Çevre ve sürdürülebilirlik temelli yeni nesil meslekler, sadece ekosistemi koruma amacı taşımıyor; aynı zamanda yüksek gelir ve istihdam güvencesi de sunuyor.

Günümüzde iklim değişikliğiyle mücadele, sıfır atık uygulamaları, karbon salınımını azaltma hedefleri, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir tarım gibi alanlara yapılan yatırımlar hızla artıyor. Türkiye’de yeşil ekonomiye ayrılan kaynak son üç yılda 150 kat büyüyerek 8 milyar doları aştı. Küresel ölçekte ise bu rakam 2 trilyon doları buldu. Bu durum, sadece çevre için değil, iş dünyası için de büyük bir dönüşüm anlamına geliyor. Önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye’de yeşil yaka çalışanlarının sayısının 1 milyonu aşması bekleniyor!

Yeşil Yakaya Olan Talep Hızla Artıyor!

Türkiye’de yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım, karbon yönetimi, atık ve su yönetimi gibi çevre dostu sektörlerde nitelikli iş gücü açığı hızla büyüyor. Büyük şirketler, açık pozisyonlarının %40’ının yeşil ekonomi ile ilgili olduğunu belirtirken, bu alanda yeterli uzman bulunmaması nedeniyle maaşlar hızla yükseliyor.

Elektrikli araç sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yetkilisi durumu şöyle özetliyor:
“Elektrikli araç teknisyenlerimiz 90 bin TL maaş alıyor. Beş yıl önce böyle bir pozisyon gündemde bile değilken, bugün en çok aranan mesleklerden biri haline geldi.”

Benzer şekilde rüzgâr enerjisi sektöründe çalışan bir yetkili de “Türkiye’de rüzgâr türbini bakım uzmanı bulmak neredeyse imkânsız hale geldi. Maaşlar hızla yükseliyor ve yetişmiş elemanları elimizde tutmak için büyük çaba harcıyoruz” diyerek bu alanın önemine dikkat çekiyor.

Bu tablo, yeşil yaka çalışanlarının iş dünyasının en çok kazananları arasına girdiğini gösteriyor.

Yeşil Yaka Mesleklerinde Maaşlar Zirveye Çıkıyor!

  • Rüzgâr Türbini Uzmanı: 90.000 TL – 130.000 TL
  • Güneş Enerjisi Mühendisi: 75.000 TL – 150.000 TL
  • Elektrikli Araç Bakım Teknisyeni: 80.000 TL – 100.000 TL
  • Karbon Ayak İzi Danışmanı: 100.000 TL – 500.000 TL
  • Sürdürülebilir Tarım Uzmanı: 60.000 TL – 85.000 TL
  • Atık Yönetimi Mühendisi: 75.000 TL – 110.000 TL
  • Su ve Atıksu Yönetimi Uzmanı: 85.000 TL – 100.000 TL
  • Çevre Politikaları Danışmanı: 90.000 TL – 400.000 TL
  • Sıfır Atık Proje Yöneticisi: 90.000 TL – 120.000 TL
  • Yeşil Finans Uzmanı: 80.000 TL – 140.000 TL
  • Biyoenerji Mühendisi: 90.000 TL – 130.000 TL
  • İklim Değişikliği Risk Analisti: 95.000 TL – 160.000 TL
  • Sürdürülebilir Lojistik Uzmanı: 80.000 TL – 110.000 TL
  • Toprak Sağlığı ve Biyoçeşitlilik Uzmanı: 95.000 TL – 100.000 TL
  • Dikey Tarım Mühendisi: 80.000 TL – 180.000 TL
  • Enerji Depolama Sistemleri Mühendisi: 90.000 TL – 180.000 TL
  • Yeşil Hidrojen Uzmanı: 100.000 TL – 200.000 TL

Bu maaş skalaları, yeşil ekonominin geleceğin en kazançlı sektörlerinden biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

Yatırımlar Büyüyor, Fırsatlar Artıyor

  • Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımları 2023’te %85 artarak 10 GW’lık yeni kapasite devreye alındı.
  • Elektrikli araç şarj istasyonu sayısı son bir yılda %400 artışla 10.000’i geçti.
  • Sürdürülebilir tarım teknolojileri için özel teşvik paketleri açıklandı, bu alandaki istihdam %70 arttı.
  • AB’nin 2030 Yeşil Mutabakatı kapsamında Türk şirketleri için yıllık 50 milyar dolarlık yeşil ihracat fırsatı doğdu.

Üniversiteler ve Meslek Liseleri Bu Değişime Uyum Sağlıyor

Yeşil yaka mesleklerindeki uzman açığı, eğitim sistemini de dönüştürmeye başladı.

  • İTÜ ve ODTÜ gibi üniversiteler, 2024 itibarıyla "Yeşil Teknolojiler" bölümlerini açtı.
  • Meslek liselerinde "yenilenebilir enerji teknisyenliği" eğitimi verilmeye başlandı.
  • Online eğitim platformlarında "yeşil ekonomi" ve "karbon muhasebesi" gibi konulara olan talep %300 arttı.

Yeşil Yakalı Meslekler Bize Ne Anlatıyor?

Sevgili dostlar, iş dünyasında yeşil yaka meslekleri artık alternatif değil, ana akım kariyer yollarından biri haline gelmiş durumda. Çevre odaklı bu meslekler, sadece ekolojik fayda sağlamıyor, aynı zamanda yüksek maaş ve iş güvencesi de sunuyor.

Özellikle gençler için yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım, karbon yönetimi ve çevre mühendisliği gibi alanlarda uzmanlaşmak büyük fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bu meslekler, hem doğayı koruyan hem de ekonomik büyümeye katkı sağlayan bir gelecek inşa ediyor.

Eğer kariyer yolunuzu şekillendirirken geleceğin meslekleri arasında yer almak istiyorsanız, yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik alanlarına yönelmenin tam zamanı!

Sevgiyle kalın,

Süleyman ÇETİN
Çevre Yüksek Mühendisi ve Proje Uzmanı



8. Kıta Keşfedildi!

Sevgili dostlar,

Günlük hayatımızın içinde sıkça duyduğumuz “atık” ve “çöp” kelimeleri kulağa benziyor gelse de, aralarında önemli farklar bulunuyor. Peki, atık nedir? Atık, esasen artık kullanılmayan, işlevini yitirmiş, fakat doğru yöntemlerle geri kazanılabilen, dönüştürülebilen ya da yeniden değerlendirilebilen malzemelerdir. Örneğin; kağıt, plastik, cam ve metal gibi materyaller, atık haline geldiklerinde geri dönüşüm sürecine sokulabiliyor ve yeni ürünlere dönüştürülebiliyor.

 Atık Nedir? Atık ve Çöp Aynı Şey mi?

Öte yandan, “çöp” kelimesi genellikle evlerimizden, sokaklarımızdan gördüğümüz, atılması gereken, doğrudan imha edilmesi düşünülen, artık değerlendirilemeyecek kalıntıları ifade eder. Yani, her çöp atıktan ayrı düşünülemez; çöp, atıkların içindeki, kullanılamaz hale gelmiş kısmı anlatmak için kullandığımız bir terimdir. Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta; aslında her atık çöp değildir. Doğru yönetildiğinde, ayrıştırılan atıklar, çöp haline gelmeden önce geri dönüşüm ve yeniden kullanım imkanları sunar.


Bu ayrım, sadece dilsel bir farktan ibaret değil; aynı zamanda çevre bilinciyle yaklaşıp, kaynaklarımızı nasıl daha verimli kullanabileceğimizi gösteren önemli bir çağrıdır. Geri dönüşüm sistemlerini ve atık ayrıştırma yöntemlerini hayata geçirirsek, çöp miktarını azaltarak çevremizi koruma yolunda büyük adımlar atmış oluruz. Unutmayalım ki, atıklarımızı doğru şekilde değerlendirmek, hem doğamıza hem de geleceğimize yapacağımız en büyük yatırımdır.


8. Kıta: Okyanuslarımızdaki Sessiz Tehdit

Sevgili dostlar, maalesef atık sorunu sadece şehirlerimizde bitmiyor. Bilim insanlarının zaman zaman “8. kıta” olarak adlandırdığı devasa plastik yığını, modern tüketimin ve yetersiz atık yönetiminin okyanuslarımızdaki simgesi haline geldi. Bu 8. kıta, okyanuslarda biriken kontrolsüz plastik atıkların oluşturduğu geniş alanı ifade ediyor. Sadece çevre kirliliğine değil, deniz yaşamının ve biyolojik çeşitliliğin de ciddi tehdit altında olduğunu gösteriyor. İşte bu yüzden, atıklarımızı doğru şekilde yönetmek, geri dönüşüme kazandırmak ve bu sorunu kökten çözmek hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.


Sevgiyle kalın,

Süleyman Çetin
Yazar - Çizer - Gezer
Çevre Yüksek Mühendisi






Plastik Kirliliğine Çömlek Çözüm Olabilir mi?

Artan Plastik Kirliliği ile Plastik Yemeye Devam Ediyoruz

Plastik kirliğine karşı bir çok çözüm önerileri gelse de yaygınlaşması ve çözüm önerilerinin bir ekonomik boyutu Sürdürülebilirliğine engel olmakta.

İklim Okulu Uzmanlarından Çevre Mühendisi ve Sanatçı Süleyman Çetin; "Çömlek sanatının plastik sanayine hem ekonomik

Plastik Atıklar İthal Edilmemeli

Plastik sanayicileri hammaddeleri plastik olduğu için ithalat konusunda lobicilik yaparak baskı kursa da, ithalat maalesef

Toprak Ürünler Geri Dönüştürülebilir

Toprak sanatı olarak da bilinen çömlekçilik sanatıyla yapılmakta. Plastik gibi her ürün yapılamasa da bir çok ürün çömlek kilini şekillendirerek yapılabilmektedir.

Plastik Kirliliği Midemizde Bile Tespit Edildi

Gıda ürünlerinde de kullanılan plastik, sıcak çay bardağı, asitli içecekler ve yemek kaplarında kullanıldığından eriyerek mikro plastik olarak vücudumuza girmekte. Bu nedenle kanser gibi bir çok hastalık insanlarda sık görülür hale geldi.

Plastik Kirliliğinin neden ve sebeplerini biliyor musunuz?

  • Her yıl yaklaşık 5 trilyon plastik poşet üretiliyor ve her yıl yaklaşık bir milyar kuş  ve memeli hayvan plastik atıkları sindirdiği için hayatını kaybediyor.
  • Plastik kirliliğinden etkilenen canlı türü sayısı yaklaşık 400’dür.
  • 1950’den bugüne 8.3 milyar tondan fazla plastik üretildi ve bu plastiklerin %60’ı atık sahalarına veya doğrudan çevreye bırakıldı.
  • 2015 yılı itibarıyla 6300 ton plastik atık ortaya çıktı ve bu atıkların yalnızca %9’u geri dönüşüme uğradı. 
  • Önlem alınmadığı sürece, plastik atıkların 2050 yılına kadar 56 milyar ton karbon salımına sebep olacağı tahmin ediliyor.
  • Deniz balıklarının hemen hemen yarısının midesinde mikroplastik partiküller bulunmaktadır.
Sürdürülebilir bir  dünya için;  "Plastik kirliliğine hayır!" demeliyiz.

Plastik kirliliğinin etkisini ortadan kaldırmak  adına,  plastikler ile aramızdaki sosyal mesafeyi korumalıyız.

Biyogaz Tesisinde Hangi Üniteler Olmalı?

Beslenen atık tipine göre değişmekle birlikte, tipik bir biyogaz tesisi aşağıdaki ünitelerden oluşabilir:


1- Atık Besleme Sistemi

2- Ön Hazırlık (Homojenizasyon) Tankı

3- Anaerobik Çürütücü Tankı

4- Sıvı Gübre Depolama Tankı

5- Çamur Susuzlaştırma Ünitesi

6- Süzüntü Suyu Depolama Tankı

7- Biyogaz Yıkama ve Şartlandırma Ünitesi

8- Gaz Yakma Ünitesi (Flare)

9- Biyogaz Jeneratörleri, Elektrik ve Isı Üretimi

10- Üretim Ünitesi (CHP-Kojenerasyon Sistemi)



İklim Okulunda Neler Konuşulacak?

İklim Okulu;

Döngüsel Ekonomi, 

Sıfır Atık, 

Yeşil Binalar, 

European Green Deal dediğimiz Avrupa Yeşil Mutabakatı, 

Greenwashing Dediğimiz Yeşil Aklama veya Yeşile Boyama, 

Enerji Verimliliği, 

Jeotermal Enerji Santrali (JES), 

Rüzgar Enerji Santrali (RES), 

Güneş Enerji Santrali (GES),

Hidroelektrik Santrali (HES),

Biyogaz Tesisi,

Mavi Ekonomi, Mavi Büyüme ve Mavi Girişimcilik (Deniz ve Okyanuslar)

Su ve Atık su,

COP21 Paris İklim Anlaşması,

Sürdürülebilirlik,

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları,

SECAP Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı,

Net Karbon Sıfır,

Karbon Piyasası,

Çevre Hakkı,

İklim Finansmanı,

Karbon kredisi,

Karbon Ticareti,

Karbon Marketi,

İklim Değişikliği Savunuculuğu, (Climate Change Warrior),

İklim Göçü,

İklim Krizi ve İklim Adaleti

İklim Adaptasyonu,

İklim Politikaları,

İklim Değişikliği Uzmanlığı,

İklim Hukuku,

İklim Değişikliği Farkındalığı ve Bilinci,

Kuraklık ve Çölleşme,

Yeşil Büyüme, Yeşil Ekonomi ve Yeşil Girişimcilik

Arazi Tahribatı,

Erozyon,

Bluefluencer ve Greenfluencer,


Alanlarında makale, eğitim, webinar, podcast, rapor ve projelerin konuşulacağı bir platformdur.

 Ayrıca eğitim ve proje alanında;

  • Yerel Yönetimlere SECAP Hazırlama Teknik Desteği,  
  • İşletmelere Sürdürülebilirlik Eğitimleri, 
  • Kurumlara Enerji Verimliliği Fizibilitesinin Hazırlanması, 
  • Kurumsal Karbon Ayak izi ve Karbon Emisyon Hesaplanması,
  • Eğitim Kurumları için İklim Zirvelerine Hazırlık Eğitimleri, 
  • İklim, Çevre ve Enerji konulu Avrupa Birliği, UfukAvrupa, Erasmus+, Tubitak ve Yerel Proje Ortaklığı, 
  • Sertifikalı İklim Değişikliği Uzmanlığı (Onaylı), 
  • "Türkiye Çevre Haftası" Kapsamında Etkinlik Desteği,

İklim Okulu'nda verilmektedir.



İklim krizinden Etkilenen 6 Sektör ve Çözüm Önerileri

 Dünya, kayıtlı tarihin herhangi bir noktasından daha hızlı ısınıyor.

Isınma devam ederse, gezegen üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olacak, kıyı boyunca evleri açlığın sular altında bırakmasının yanı sıra daha fazla orman yangını, kasırga ve kuraklığa neden olacak.

Ancak birlikte, insanlık bu etkilerin en kötüsünden kaçınabilir. Bunu yapmak için, sıcaklıklardaki artışı sanayi öncesi seviyelerin ortalama 1,5°C üzerinde sınırlamalıyız. İnsan kaynaklı ısınma, 2017 civarında 1°C işaretine ulaştı.

1,5°C işaretinin altında güvenli bir gelecek sağlamak, dünyanın 2030 yılına kadar yıllık 30 gigaton sera gazı emisyonunu azaltmasını gerektiriyor. Ulaşım ve sanayi yeterli değil. Akıllı şehirler inşa etmek ve ormansızlaşmayı ve gıda israfını engellemek de dahil olmak üzere arazimizi ve kaynaklarımızı daha verimli yöneterek karbon emisyonlarını azaltmamız gerekiyor.

Peki İnsanlık Oraya Nasıl Gidebilir?

İstikrarlı bir iklim sağlamak ve Paris Anlaşması taahhüdünü gerçeğe dönüştürmek için UNEP, dünyayı 1,5°C işaretinin altında tutacak kadar emisyonları azaltma potansiyeline sahip altı sektör belirledi.


2030 yılına kadar yıllık 30 gigaton sera gazı emisyonunu azaltmak mümkün. Yapılabilecek çok şey var. Altı sektörde ihtiyacımız olan çözümler zaten var.


Bu altı sektörlü çözüm modeli 29-32 GT karbon salınımını azaltabilir ve sıcaklık artışını 1,5˚C ile sınırlayabilir

İşte altı kilit sektör için bir yol haritası:

Karbonsuz Bir Geleceğe Yol Haritası

Bu 6 sektör nedir ve insanlık bu hedeflere ulaşmak için hangi eylemleri yapmalıdır.

1- ENERJİ

Enerji sektöründe yıllık 12,5 gigaton (Gt) sera gazı emisyonunu azaltabiliyoruz . Yeni buluşlar için beklemeye gerek yok.

Yenilenebilir enerjiye geçerek ve daha az enerji kullanarak bu azaltımı yapmak için gerekli teknolojiye sahibiz.

2- SANAYİ

Endüstri, pasif veya yenilenebilir enerji tabanlı ısıtma ve soğutma sistemlerini benimseyerek, enerji verimliliğini artırarak ve metan sızıntıları gibi diğer acil sorunları ele alarak emisyonlarını yılda 7,3 Gt azaltabilir.

3- Tarım, Gıda ve Atık

Yeni gıda üretim çözümleri, emisyonları yılda 6,7 Gt azaltabilir . Gıda kaybını ve israfını azaltmak ve daha sürdürülebilir diyetlere geçmek, emisyonları yılda 2 Gt'den fazla azaltabilir.

Gıdaların bozulması, çiftlikten çatala kadar gerçekleşir ve bitki açısından zengin bir diyete geçmek, daha az Sera Gazı yaymak için atabileceğiniz en büyük adımlardan biridir. Sağlığınız için de iyidir.

4- Doğaya Dayalı Çözümler

Gıda sistemlerimize bağlı olarak dünya, ormansızlaşmayı, ekosistem bozulmasını durdurur ve ekosistemleri eski haline getirirse emisyonları yılda 5,9 Gt azaltabilir .

Bu eylemler aynı zamanda hava kalitesini iyileştirecek, gıda ve su güvenliğini destekleyecek ve kırsal ekonomileri destekleyecektir. En önemlisi, kara, tatlı su ve deniz ekosistemlerine yapılan yatırımlar, iklim direncinin artırılmasına büyük katkı sağlayabilir.

5- Ulaşım

Tüm sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden ulaşım sorumludur. Ve 2050 yılına kadar ikiye katlanacak.

Özel ve toplu taşımada elektrikli araçlar kullanarak ve güvenli alanlar yaratarak insanları yürümeye, bisiklete binmeye ve diğer motorsuz ulaşım türlerini kullanmaya teşvik ederek bu rakamı 4,7 Gt'ye kadar azaltabiliriz .

Araç emisyonlarını azaltmazsak, şehirlerdeki egzoz dumanından kaynaklanan ölümler 2030 yılına kadar yüzde 50'den fazla artacak.

6- Binalar ve Şehirler

2030 yılına kadar binalar yaklaşık 12,6 Gt enerji kaynaklı emisyondan sorumlu olacak. Ancak hızla büyüyen bir dünyaya uyum sağlamak için gereken kentsel altyapının yüzde 70'i henüz inşa edilmedi.

Yarının şehirlerini ve evlerini düşük karbon çağına uygun hale getirerek ve mevcut altyapıyı güncelleyerek emisyonları 5,9 Gt azaltabiliriz.

Tüm sektörlerde sübvansiyonlar, yüksek emisyonlu süreçleri ve davranışları desteklemekten, sürdürülebilir düşük karbonlu alternatifleri veya en azından eşit bir oyun alanını zorlamaya kaydırılmalıdır.


Bu veriler, UNEP'in Emissions Gap Report.'un en önemli 2020 baskısından çevrilerek İklim Okulu tarafından derlenmiştir.